|
T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET
İŞLERİ BAŞKANLIĞI Din
İşleri Yüksek Kurulu
SAYI B.02.1.DİB.O.1O.070/129
KUR’AN-I
KERİM TERCÜMESİNİN
MÜZİK EŞLİĞİNDE OKUNMASIYLA İLGİLİ
BAŞKANLIK GÖRÜŞÜ
Din İşleri Komisyonu Başkanlığınca, bütün
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlarının katılımıyla
l6.Şubat.2000’de Kur’an-ı Kerim’in ayet ve
surelerinin tercemelerinin müzik aletIeri eşliğinde
okunması konusu görüşülmüş ve aşağıdaki
metin uygun görülmüştür.
Kur’an-ı
Kerim, insanlara doğru yolu göstermek üzere
Allah’ın gönderdiği kutsal kitaplar
zincirinin Hz. Muhammed (a.s.)’a indirilen son
halkasıdır. Kur’an, lafzı ve manası ile bir
bütündür. Taşıdığı yüksek edebi üstünlükleri
ile Kur’an, Hz. Peygamber’in en büyük
mucizesidir. İnsanlığa vaad ettiği mutluluk
ortamının gerçekleşmesi için, içerdiği yüce
düstürların anlaşılması ve uygulanması
gerekir.
Unutulmamalıdır
ki, Kur’an ne lafzı, ne de manası bakımından
bir şiir özelliği taşır. Zira asıl
itibariyle şiir, duyguları harekete geçiren
hayal unsuru düşüncelere, simgelere,
benzetmelere, duygusal yönelişlere dayanır. Şiir
bütünüyle insan unsurunun ürünüdür. İçeriğinin
gerçek olup olmadığına bakılmaz. Kur’an
ise, bütünüyle ilahi vahiydir. Uzerinde beşer
unsurunun hiçbir etkisi ve katkısı yoktur.
Kur’an’ın
kendine has üslübunun sağladığı akıcılığı
ve etki gücünü, onun inkarcı ilk muhatapları,
Hz. Peygamber’i şair, Kur’an’ı da şiir
diye niteleyerek açıklama yoluna gitmişlerdir.
Allah Teala da, bu iftira ve yakıştırmaya,
“Biz ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik, bu
ona yaraşmaz da” (Ya-sin,69) ayetiyle cevap
vermiş, böylece indirdiği son kitabı, Onun
kutsal niteliğini yok sayan yaklaşımı şiddetle
reddetmiştir.
Kur’an çevirileri de, doğrudan doğruya
Kur’an olmamakla beraber, onun içerdiği ilahi
mesajları belli ölçüde yansıtmaları açısından,
kutsallık arzederler. Kur’an çevirilerini,
insan ürünü olan alelade metinlerle bir görmek
de yanlış ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Bu
sebeple, Kur’an çevirilerinin her hangi bir şiir
şeklinde düzenlenerek müzik aletleri eşliğinde
melodik, bir biçimde okunması, Kur’an’ı
kutsallığından soyutlamak, taşıdığı ilahi
boyutu, takip ettiği yüksek amacı gözardı
etmek ve onu insan zihninin ürettiği alelade bir
ürün konumuna indirmek anlamına gelir. Kur’an
okuma adabı ve imanın korunmasıyla ilgili bazı
bahislerde bu çeşit konular üzerinde de
hassasiyetle durulmuştur.
Kur’an’ın,
orijinal metniyle, gerek namaz içinde, gerek
namaz dışında okunması bir ibadet olduğu
gibi, namaz dışında tercümesinin okunması da
ibadet niteliğini taşır. Bu itibarla Kur’an
tercümesinin müzik aletleri eşliğinde okunması,
ibadetin sahip olduğu huzur ortamını, manevi ve
ilahi konumu zedeler ve sarsar. Ayrıca bu durum,
müzik ile ibadetin “bir noktada” özdeşleşmesine
ve zamanla müziğin camilere girmesine zemin hazırlar.
Bu ise İsIam’ın kesinlikle onaylamayacağı
bir durumdur. “Dinin korunması” ilkesinin, bütün
ilahi ve semavi dinlerde korunması öngörülen
beş temel husustan biri olduğu kesin bir
hakikattir.
Kur’an’ın
tercümesinin, müzik araçları eşliğinde
okunması yoluyla, mesajlarının halk kitlelerine
kolaylıkla ulaştırılması amaçlanıyorsa,
Kur’an’ın böyle bir uygulamaya kesinlikle
ihtiyacı yoktur. Zira, indirilişinden bu yana,
Kur’an’ın insanlar tarafından anlaşılması
amacıyla, onun ruhuna ters düşmeyen pek çok çalışma
yapılmış, eserler te’lif edilmiş, tercümeler
yapılmıştır. Bu sebeple Kur’an tercümesinin
müzik eşliğinde okunamaz oluşunu Kur’an’a
ait mesajların önündeki bir engel olarak görmek
de mümkün değildir. Ayrıca, Kur’an tercümesinin
müzik eşliğinde, bir şiir ve türkü/şarkı
edası içinde okunması halinde, müzik kendiliğinden
ön plana çıkacak, sözler ise geri planda
kalacaktır. Kaldı ki Islam tarihinin hiçbir döneminde
Kur’an veya mealinin müzik eşliğinde okunduğu
görülmemiştir.
Günümüzde
böyle bir uygulamaya girişilmesi İslami ve ilmi
gerçeklere aykırı olduğu gibi, geniş halk
kitlelerinin huzurunun bozulmasına ve gereksiz
tartışmalara sebep olacaktır. Ayrıca
getirilecek böyle bir uygulama doğrudan doğruya
Kur’an’ı tezyif etmek, eğlenceye almak ve küçümsemek
demektir. Halbuki Allah Teala “Şüphesiz bu
Kur’an hak ile batılı ayıran bir sözdür. o
bir eğlence ve boş söz değildir.” (Tarık,
13-14) buyurarak Kur’an’a karşı takınılacak
bu tür tavırları kesinlikle yasaklamıştır.
Yine Allah “Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyor
ve nasibinizi, yalanlamanızdan ibaret kılıyorsunuz?”
(Vakıa, 81-82) buyurarak Kur’an’ı küçümsemenin,
aşağılamanın inkar anlamına geldiğini ifade
etmiştir.
Sonuç
olarak, Kur’an tercümesini, saz çalıp türkü
söyler gibi okumak, Kur’an’ın kutsallığını
zedeler, onun tekliğini ve eşsiz oluşu özelliğini
yok eder ve onu insanoğlu tarafından yazılmış
diğer kitaplarla aynı konuma düşürür. Bu
itibarla Kur’an tercümesinin bestelenerek
herhangi bir enstrüman eşliğinde, şarkı,
beste, ya da türkü söyler gibi okunması dinen
caiz değildir.
|